Yazınızı gönderin yayınlayalım.

Rumeli’de İslam Türklüğünün Temel Taşı

Pin It

Sarı Saltuk Kimdir ?




Sarı Saltuk 13 yy. Osmanlıdan önce Müslüman Türklüğün Balkanlar’daki öncüsü olmuş bir alperendir. Yaşamının amacı, kahraman kişiliği ve yaygın ünü nedeniyle, ayrıca bir destan kahramanıdır. Destansı kişiliği, gerçek kişiliğinin önüne geçmiş inançlı bir halk önderidir. Destanlar bilimsel tarih olmadıkları halde, bir toplumun kendi özüne bakış açısını yansıtır, bu nedenle inanç ve ulusal kültür bakımından önem taşırlar. Sarı Saltuk inançlı, olağan üstü güçlü, cesur, adil, paylaşımcı, bilgili, gönlü sevgi dolu, merhametli, hoşgörülü bir kahraman olarak, Velayetnameler, Saltuknameler ve tarihlerde tanımlanır


Doğan KARTAY 12.09.2013 İzmir 
Araştırmacı-Yazar
Kıbrıs (Madalyalı) Gazisi

Selçuklular döneminde derlenen Saltukname’ye göre, asıl adı “Seyyit Hasan oğlu Şerif Hızır”dır. Bu derlemelerden bazılarında Sarı Saltuk’un kimliği Sünniliğe bağlanır. Bu görüş tarih mantığı ile bağdaşmıyor. Sarı Saltuk’un Edirne’den Dobruca’ya, Karadeniz’den Bosna-Hersek’e kadar olan etki alanı, Balkanlarda yaydığı İslam inancındaki ağırlık, Bektaşi öğretisine dayanır. Bu nedenle, onun Aleviliğe daha yakın olduğu kabuledilir. Seyyit Lokman “Oğuzname” tanımlı eserinde, Sarı Saltuk’un Dobruca’ya geçişini Hicri 662 olarak belirtiyor. Günümüzdeki Rumeli Müslümanlığında Bektaşi öğelerinin ağırlığı sürmektedir. Saltukname’ye göre, Sarı Saltuk 99 yıl yaşamıştır. Rumeli ve Anadolu’nun birçok yöresinde Sarı Saltuk’un makam türbesi bulunuyor. Yaklaşık 1210 yıllarında, Türkistan’da doğduğunu düşünüyorum. Yeri kaybolmuş mezarının Babaeski ilçesinde olduğunu,Rumeli Bektaşileri kabul ediyorlar. Bektaşiler onu “Saltuk Dedebaba” diye anarlar. Babaeski ilçesinin adını bu anıdan aldığı söyleniyor.

Kösedağ yenilgisi (1243) ile başlayan Moğol egemenliği döneminde Selçuklu sultanları etkisizdir. II. Alaattin Keykubat ile taht ortağı olan Selçuklu Sultanı II. İzzettin Keykavus’un (1249-1254) döneminde Sarı Saltuk’un obaları ile birlikte hicri 662 yılında Dobruca’ya gönderilmiş olduğu, Yazıcıoğlu Ali’nin “Tevarihi-Ali-Selçuk ”da yer almıştır. Anadolu Selçuklu Devletinin Anadolu dışındaki tek askeri faaliyeti Kırım Seferidir. Bu seferin dar alanlı olması ve önemsiz sonuçlarının nedeniyle, geniş balkan coğrafyasında etkili olduğu söylenemez. Bu nedenle, Sarı Saltuk’un, Selçuklu sultanı tarafından İslam’ı yaymak amacıyla büyük bir güçle Balkanlara gönderilmiş olduğu söylencesi,doğru değildir. Rumeli’ne yaklaşık 200 alperen ile geçen Sarı Saltuk’un, Balkan coğrafyasında kazandığı yaygın ünün ve başarılarının sahiplenilmesi, Selçuklu tarihini zenginleştirmek amacıyla kullanılmak istenmiştir.

Edirne valisi olduğu yıllarda Şehzade Cem Sultan’ın emriyle Ebul-hayr-ı Rumi, Sarı Saltuk hakkında anlatılan bilgi ve söylenceleri 1480 yılında 3 kitap halinde derlemiştir. Bu derlemede Anadolu Selçuklu sultanlarınca derletilen “Saltukname”deki görüşte olduğu gibi, Sarı Saltuk Sünniliğe büründürülerek anlatılmıştır. 

Sarı Saltuk hakkında bilgi veren ilk kaynak İbn-i Batuta’nın “Seyehatname”sidir. Saltuk’un ölümünden 50 yıl sonraBatuta Rumeli’ndeki “Baba Saltuk” yerleşimine gelip, onun hakkında bilgi derlemiştir. Yazar, Sarı Saltuk’un tarihi kahraman kişiliğini kabullenmiş, Bâtıni düşüncelerinin İslam ile bağdaşmadığını yazmıştır.Kemalpaşazadenin (1468-1536) “Tevarih-i-al-i Osman” derlemesinde de SaltukSünni anlayışla anlatılmıştır. 

Sarı Saltuk’un Rumeli’ndeki çalışmalarını, Edirne’yi 1264-1304 yılları arasında merkez yaparak sürdürdüğü biliniyor. Evliya Çelebinin 17. yüzyılda yazdığı “Seyahatname” tanımlı eserinde, Sarı Saltuk’un Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencisi olduğu ve onun tarafından Hacı Bektaş Veliye yönlendirildiği, daha sonra da İslam’ı Balkanlarda yaymak amacıyla gönderildiği belirtiliyor. Önyargısız kaynaklar bu bilgiyi onaylıyor. Bektaşi velayetnamelerinde ve Bektaşi edebiyatında Sarı Saltuk’un destani kişiliği, tarihi kişiliğinin önüne geçmiştir. Alevi ve Sünni mezheplerince sayılmış ve sevilmiş SarıSaltuk’un bağlı olduğu öğretiyi, Balkanlarda yaydığı inanç çalışmaları ortaya koymaktadır. Anadolu’dan Rumeli’ye taşıdığı İslami öğreti kesinlikle Bektaşiliktir.

Osmanlı döneminde Rumeli Aleviliği, zorunlu olarak, devletle uzlaşabilmek uğruna, bir ölçüde Sünniliğe meyletmiştir. Buna karşın, günümüzde dahi, Rumeli Müslümanlığı önemli ölçüde Bektaşi öğretisi içermektedir. Gerek Selçuklu, gerekse Osmanlı dönemlerinde Anadolu’daki Sünni şehirliler ile kırsalda yaşayan göçebeAlevi yörüklerin arasındaki anlaşmazlık sürmüştür. Sarı Saltuk, az sayıda nitelikli savaşçı Alperen gazilerle Rumeli’ye geçmiştir. Cem Sultan’ın ve Selçuklu Sultanı Keykavus’un yazdırmış oldukları derlemelerde,Sünni öğeler öne çıkarılmıştır. Amaç; Saltuk’un ününü ve başarılarınısahiplenmektir. Sarı Saltuk’un insanı öne çıkartan öğretisi,Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Sünniler ve Aleviler arasında paylaşılamamamıştır. Saltuk,her iki mezhepte Müslümanlar ve Ortodoks Hristiyanlardan saygı ve sevgi görmüştür. Günümüzde Moldovya ve Romanya’da yaşayan Ortodoks Hristiyan Türk kökenli Türkçe konuşan Gagavuzlar, onu aziz saymışlardır. Slavların Oğuzları “Guz” diye tanımlamaları nedeniyle, bu halkın adı, ulusal kökenleri olan “Karaoğuz” tanımının, Slavlarca “Gagavuz” a dönüşmesiyle oluşmuştur. Gagavuz tanımının Keykavus ’ten dönüştüğü söylencesikesinlikle yanılgıdır.

Balkan coğrafyasında M.Ö. 2000 yıllarından beri var olan, Trakya’ya adını veren Asya kökenli savaşçı bir toplum olan Traklar, M.Ö. 1300 yıllarında. M.Ö. 5. Yüzyılda “Odriş” devletini kurdular. M.Ö. 4. yüzyılda bu devleti Makedonyalılar yıkmıştır. Roma ve Bizans hâkimiyeti döneminde Odriş halkı zorla hıristiyanlaştılırdılar. Orta Asya kökenli bir kavim olan Bulgarlar,(M.S. 7. yy) Tuna bölgesine indiklerinden sonra, Hıristiyanlığı kabul ettiler. Ayrıca, Türkçeyi terk ederek Balkanlarda yaygın olan Slav dilini benimsediler. Bulgar krallığı döneminde, Balkan coğrafyasında dağınık yaşayan Odrişler de, Bulgarcanın bir lehçesini dil edindiler. Karadeniz’in ve Hazar’ın kuzeyinden Balkanlara inen, Türk kökenli Peçenek, Kuman, Guz (Oğuz)’larla bölgedeki savaşlarda gönüllü olarak dayanışmaları, Odrişlerin ardılı olan Pomakların köken bağlarını ortaya koyuyor. Pomakların kökeni olan Traklar Orta Asyalıdır. Dilleri de Türkçe kökenlidir. (Prof. Dr. Ahmet Merdivenci’ye göre) Traklar ve Odrişlerin ardılı olan Pomaklar Türk kökenlidir. (Aynı görüşü paylaşıyorum)

Zoraki Hıristiyan yapılan,Türk kökenli Balkan toplumlarının 13. y.y. ulaşabilen kalıntılarının ve bir kısım Slav kökenli Hristiyan halkın, Sarı Saltuk döneminde gönüllü olarak Müslüman olmaları, Rumeli’deki Türklüğün ve İslamlığıntemeli olmuştur. Bu temel, Osmanlının Rumeli’yi fethinden önce, Sarı Saltuk tarafından atılmıştır.


Sonuç


Balkanlarda dağınık yaşayan, Sarı Saltuk döneminde gönüllü Müslüman olmuş Türk ve Slav kökenli toplumların desteği, Osmanlıların Rumeli’ndeki fetihlerinde önemli direnişlerle karşılaşmamasının nedenidir. Bir diğer deyişle, Müslüman Balkan halkı Rumeli’nin fethinde Osmanlı’ya altyapı oluşturmuştur. Balkan savaşları sonrasında, Osmanlı döneminde Anadolu’dan Rumeli’ye göçenlerle birlikte, Türkiye’ye dönen balkan Müslümanlar ülkemizde mozaik değildirler. Onlar kökenlerine dönüş yapmış, kurtuluş savaşına ve Cumhuriyetin kuruluşuna destek vermiş, devletimizin kurucu unsurlarındandırlar. Rumeli Müslümanlarının önemli bir kısmı değişik tarihlerde Türkiye’ye göçmüştür. Günümüzde, kalanlar tüm Balkan ülkelerinde belirli yörelerde toplu yaşıyorlar.

Sarı Saltuk’un tarihi kişiliği, dönemindeki Rumeli’nde yaşanan siyasi olaylar ile destansı söylenceler konusundakitezlerin içinde en önemli araştırma, özgür bir akıl ve önyargısız bir yaklaşımla düzenlenmiş olan Prof.Dr. Şükrü Akalın’ın tezidir. Ben de aynı yolda yürüyorum.

Bu sayfaya link ver !

0 yorum:

Bu sayfada bir iz bırakın, yorum yapın !