Yazınızı gönderin yayınlayalım.

Anadolu Türklüğü Tarihinin Üç Temel Taşı

Pin It

Giriş


Anadolu Türklüğü tarihini birçok değişik eserden okudum. Sanırsınız ki, Anadolu Türkünün tarihi, Cumhuriyet’ten önce Osmanlı’dan ibarettir. Selçuklular, Beylikler dönemi, Anadolu Türklüğünün atası ve kökeni Oğuzlar pek fazla önemsenmemiştir. Daha kötüsü Rumeli (Balkan) Türklüğünün kökeni başka bir ulusun köken tarihi bilgilerini ve çapını bile aşamamıştır. Osmanlı arşivlerindeki vakanüvislerin yazdıkları tarihlerin çoğu, padişahlara övgü olmaktan ileri geçemiyor. Akılları özgür olmayan, bu nedenle olaylara önyargılı yaklaşan vakanüvislerin tümünü bilim adamı sayamayız. Yazdıklarına da tam güven duyamayız. 

Doğan KARTAY 30.09.2013 İzmir 
Araştırmacı-Yazar
Kıbrıs (Madalyalı) Gazisi

Aralarında, Naima gibi ön yargısız bilim adamı niteliğinde olanlara da saygı duyarız. Tarih bilimi mantığını, 1917 Rus ihtilalinden önce Başkırdistan Başbakanı olan ihtilalden sonra Türkiye’ye sığınan, Ankara “Dil, Tarih, Çoğrafya “ fakültesinin kurucusu, tanınmış Türkolog Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan hocamızın “Tarihte Usul” tanımlı kitabından öğreniyoruz. Rahmetli hocamız “Viyana Türkoloji Enstitüsü” nün de kurucusudur. Türk tarihi biliminin, asrımızdaki en önemli bilgesidir. 

Olaylar


Anadolu Türklüğünün birinci temel taşı, bilindiği gibi Malazgirt 1071 ve Alparslan’dır. Bu zafer hakkında bilinenleri tekrar etmekte yarar görmüyorum. Üstün donanımlı Bizans ordusu karşısında kazanılan savaş, Türklere Anadolu’nun kapısını açmıştır. Bizans’ın Anadolu’daki otoritesi sona ermiştir, Oğuz boylarının Anadolu’da daha batıya göçlerinin yoğunlaşmasını sağlamıştır. İkinci temel taş, çok önemli bir Türk zaferi olduğu halde, gereğince tanıtılmamıştır. Bun nedenle bilgi içeriği özetiyle birlikte sunmak üzere yazımın sonuna alıyorum. Üçüncü temel taş ve yine bilindiği gibi, sonuncu temel taş olan Kurtuluş Savaşı, Anadolu’nun Türklerin sonsuza dek yurdu olarak kalmasının günümüzdeki dış dünyaya onaylatmasıdır. Bu konuda da bilinenlerin tekrarlanmasının çok yararlı olacağını düşünmüyorum. 


Bu defa, Alpaslan yerine Gazi Mustafa Kemal vardı. Bu makalenin ana konusu, kutlanılması unutulmuş bir zafer olan ikinci temel taştır. Tarih kitaplarında bu zaferin adı “Miryakefalon” diye tanımlanıyor. Bu tanıma karşıyım. Her Türk de karşı olmalıdır. Çok önemli bu Türk zaferinin adının, bir Bizans kalesinin adını taşıması, ulusçu duygularımı incitiyor. 


Bu büyük zaferin adı kesinlikle Türkçe olmalıdır. Savaşın yapıldığı yerin tanımıyla anılması doğru olacaktır. Türklerin Anadolu’ya geldikleri ana yurt Orta Asya’ya geri sürmek amacıyla, Bizans ordusunun imparator Manuel komutasında yaptığı saldırıyı, Selçuklu sultanı 2. Kılıçaslan Eğridir gölünün kuzey doğusundaki Toros dağlarının dar bir geçit verdiği Miryakefalon kalesinin yakınında karşılamıştır. Güçler dengesizdir. Yiğit sultan Kılıçaslan ülkesini elinde kılıçla savaşa katılarak kahramanca savunur. Savunmanın kırılma aşamasına yaklaştığı sırada, Selçuklu sultanlığı ile sorunlu olan Toros Yörüklerinin, on binlerce atlı ile Bizans’a beklenmedik saldırısıyla, savaşın kaderi değişir. 17 Eylül 1176 günü zafer Türklere kısmet olmuştur. 

Rahmetli Doğan Avcıoğlu’nun “Türklerin Tarihi” tanımlı değerli eserinde, Bizans kaynaklarından şöyle bir alıntı bulunuyor “Atlı Toros Yörükleri, birdenbire savaş alanındaki Bizans ordusunun üzerine buğday tarlasına saldıran bir çekirge sürüsü gibi daldılar”. 



Bu savaş sonucunda, Haçlı Seferlerinin Anadolu’daki yolu kapanmış ve Avrupa’da “Anatolia” tanımı “Türkiye”ye dönüşmüştür. Anadolu’daki Türk varlığının Kurtuluş Savaşına kadar ulaşması sağlanmıştır. En az Malazgirt ve Kurtuluş Savaşı kadar önemli olan bu savaş, günümüzde Isparta iline bağlı Kumdanlı beldesinin doğusunda, Eğridir Gölünün kuzey bölümü olan Horan’ın batı kuzeyinde olmuştur. Bu önemli zaferin adı Horan olmalıdır. Buradan geçen karayolunun üzerinde uygun bir yere Sultan 2. Kılıçaslan’ın at üzerinde eli kılıçlı bir heykeli dikilmeli bu heykelde ülkesini korumak için savaşan Selçuklu askerlerinin ve Yörük atlılarının figürleri olmalıdır. Her yıl 17 Eylülde, Anadolu Türklüğünün bu çok önemli temel taşı orada kutlanmalıdır. Bu kadar vefasızlık bize hiç yakışmıyor. 

Bu sayfaya link ver !

0 yorum:

Bu sayfada bir iz bırakın, yorum yapın !