Yazınızı gönderin yayınlayalım.

Yağlı Güreşin Kökeni

Pin It
Günümüzde bize özgü, Osmanlı devletinin Balkan coğrafyasında da kısmen sürdürülen yağlı güreşin temeli, Türk Güreş geleneğinde binlerce yıldır var olan “Karakucak” güreşine dayanır. Bu güreş tarzı ayrıca, uluslararası serbest güreşin de temeli olmuştur. Bizim konumuz, yağlı güreşin geleneklerimiz arasındaki önemli yerinin nasıl ve ne zaman oluştuğudur?
Doğan KARTAY / İzmir 20.06.2013
Güreşçi eskisi ve Eski güreş Hakemi
Araştırmacı-Yazar

Kırkpınar güreşlerinin başlangıcının anlatıldığı destan, simgesel bir halk söylencesidir. Bilindiği gibi, eski Türk dünyasında söylenceler bilimsel değildir. Ancak, destanlar bir ulusun özüne bakışının anlatımıdır. Bu nedenle destanlar önemlidir. Biz araştırmalarımızı bilimsel kaynaklara dayanarak yapmak zorundayız. Rumeli’nin Osmanlılarca fethinde güreşerek ölen kırk yiğidin ve güreş alanından kaynayan 40 pınarın öyküsü, yalnızca bir halk destanıdır.

Ana yurt orta Asya’dan Anadolu’ya taşıdığımız karakucak güreşi ile yağlı güreş arasında, ayrıntıların dışında ana kurallar ve temel oyunlar arasında fazlaca bir aykırılığa rastlanmaz. Karakucakta bel ile diz altı arasında yer alan sağlam dokumadan yapılan “pırpıt”ın yerini, yağlı güreşte manda gönünden yapılan “kıspet” almıştır. Güreşçilerin yağlanması bu güreşin en önemli ayrıcalığıdır. Karakucak güreşçisi yağlı güreşe geçerken çok zorlanmaz. Her iki güreş de yaz aylarında çayırda yapılırlar. Kuralları ve oyunları da bir ölçüde benzeşir. Türklerin yağlı güreşle tanışması Osmanlının Rumeli’yi fethine başladıkları “1357”den önce olmuştur. Osmanlı, Rumeli’nin fethinde ve sonrasında Trakya’da yerleşik dost bir toplumun desteğini gücüne katmıştır. Bu toplum Pomaklardır. Pomaklar Osmanlıdan önce güreşirken yağlanmayı biliyorlardı.

Pomaklar kimdir ? Pomakların Kökeni


M.Ö. 2000 yıllarından beri Balkan coğrafyasında var olan Pomakların ataları, Trakya’ya adını veren Asya kökenli savaşçı bir toplum olan Traklardır. M.Ö. 1300 yıllarında Trakların bir bölümü Anadolu’ya geçerek Firikya ve Bitinya halklarının ataları olmuşlardır. M.Ö. 5. yüzyılda Traklar, Balkanlarda “Odriş” devletini kurdular. M.Ö. 4. yüzyılda bu devleti Makedonyalılar yıkmıştır. Roma ve Bizans hâkimiyeti döneminde Odriş halkı zorla hıristiyanlaştılırdılar. Orta Asya kökenli bir kavim olan Bulgarlar,(M.S. 7. yy) Tuna bölgesine indiklerinden sonra, Hıristiyanlığı kabul ettiler. Ayrıca, Balkanlarda yaygın olan Slav dilini benimsediler. Bulgar krallığı döneminde, Balkan coğrafyasında dağınık yaşayan Odrişler de, Bulgarcanın bir lehçesini dil edindiler. Pomakların yaşam tarzları, savaşçı özellikleri ve tipleri onların kökenlerinin Asyalı bir kavim olduğunu işaretliyor. Karadeniz’in ve Hazar’ın kuzeyinden balkanlara inen, Türk kökenli Peçenek, Kuman, Guz (Oğuz)’larla Balkanlardaki savaşlarda gönüllü olarak dayanışmaları, onların köken bağlarını ortaya koyuyor. Pomakların ataları olan Traklar Orta Asyalıdır. Dilleri de Turani’dir. (Prof. Dr. Ahmet Merdivenci’ye göre) Türk kökenlidir. Aynı görüşü paylaşoyorum. Asya’dan Balkanlara inen Türk toplumları ile dayanışmaları nedeniyle, diğer balkan halkları onları “pomagaçi” olarak tanımlamıştır. Pomagaçi yardımcı demektir. Bu deyim daha sonraları “Pomak” a dönüşerek bu toplumun etnik adı olmuştur.

Türk'ün Yağlı Güreşe Geçişi


Osmanlıların Rumeli’yi fethinden önce, Ege denizi ile Dobruca arasında (1264 yılından sonra) elli yılı aşkın hüküm süren Sarı Saltuk Gazi döneminde, Pomaklar gönüllü olarak Müslüman olmuşlardır. Bir süre Edirne’yi başkent (1264-1304) yapan Sarı Saltuk Bey, Hacı Bektaş Velî’nin halifesidir. (Sarı Saltuk Dedebaba diye de anılır). Pomaklar İslam inancının katkısıyla önce Saltuklu toplumuyla, ardından da Rumeli’yi fetheden Osmanlılarla kaynaşmışlardır. Türkçe onların ikinci dili olmuştur. Anadolu kökenli Saltuklular, Sarı Saltuk beyin ölümünden sonra dağılmıştır. Kalıntıları Rumeli’yi fetheden Osmanlılara katılmışlardır. Pomakların inancındaki İslam’da Bektaşiliğin etkisinin yoğunluğu da Sarı Saltuk Bey döneminden mirastır. Sarı Saltuk, tarihi bir kişilik olmakla birlikte, destanlara konu olmuş bir halk kahramanıdır. Ayrıca inanç kültürümüzde Bektaşilerce “Veli” olduğu kabul edilir. Daha önce yağlanmaya Türk güreş geleneğinde rastlanmıyor. Türkler güreşirken yağlanmayı Saltuklular döneminde Pomaklardan öğrenmişlerdir. Pomakların Türklerle yakınlığı yalnızca, İslam değildir. Kökenleri olan Traklar nedeniyle de kan bağımız vardır. Pomakların önemli bir kısmı, Balkan harbinden sonra Türkiye’ye göçmüşlerdir. Bulgaristan’da kalanlar ile diğer balkan ülkelerine dağılanların Türkler ile dayanışması günümüzde de sürmektedir.

Sonuç


Orta Asyalı Türk topluluklarına özgü karakucak güreşini bilen “Trak” kökenli “Odriş” halkının ardılı olan Pomaklar Roma ve Bizans döneminde onlardan öğrendikleri yağlanmayı karakucağa eklediler. (Helenistik dönemdeki olimpiyatlarda Greko güreşinde güreşçiler yağlanırdı. Daha sonra Bizans toplumunda yağlanan güreşçiler, yağlı mermer üzerinde ölümüne güreşiyorlardı.) Güreşçilerin yağlanmasını karakucağa ilk uygulayan Pomaklardır. Yağlı olarak güreşmek, Pomaklardan Türklere geçince, önce Rumeli’nde, ardından da Anadolu’da yaygınlaşmıştır. Bize özgü bir güreş tarzı olarak halkımızca sevilmiş ve benimsenmiştir. Yağlı güreş, günümüzdeki uluslararası serbest güreşin ülkemizdeki altyapısını oluşturmaktadır.

KAYNAKLAR : Prof. Dr. Şükrü Haluk AKALIN
Prof. Dr. Ahmet MERDİVENCİ

Yazar Hakkında


DOĞAN KARTAY: 1932 Izmir-Karşıyaka doğumludur. 1952 yılında Karşıyaka Lisesini bitirdi. 1952-53 yıllarında, yedek subay olarak Sivas Kangal yöresinde görev yaparken, Kangallar ile tanıştı ve kaynaştı. Terhisten sonra i T.Ü.'de Mühendislik eğitimini tamamladı. Elli yılı aşkın çalışma yaşamında Anadolu'da 35 yıl çalıştı. Deneyimli Havaalanı Mühendisi olarak tanınıyor. Sivas-Kangal yöresinde 1963-65 ve 1978-80 yılları arasında mühendislik hizmeti verdi ve yaşamı boyunca Kangallarla dostluğunu sürdürdü. Şantiyelerinde Kangal besledi ve üretti. 1974 Kıbrıs Barış Harekatına katıldı. Savaşın lojistik yapılarını planladı ve yaptırdı. Türk Silahlı Kuvvetleri Kahramanlık ve Üstün Hizmet madalyası, gazi kimliği ve gazi maaşı ile onurlandırıldı. Bayındırlık Bakanlığı'nda Bölge Müdürü, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda Daire Başkanı, inşaat şirketlerinde genel müdür olarak görev yaptı. 1980 yılında emekli oldu. 1996 yılına kadar serbest çalıştı ve sonra da mesleği ile vedalaştı. 1990 yılından sonra İzmir-Manisa il sınırındaki, bin metre yükseltide olan Gökçeler köyündeki çiftliğinde, yüzlerce Kangal, onlarca Karayaka ve Akbaş üretti. 2006 yılında Keskinoğlu firmasının ana sponsor olmasıyla, Manisa'nın Akhisar ilçesinde kurulan merkezde çalışmalarını sürdürüyor. Ankara, İstanbul, İzmir, Akhisar, Eskişehir ve Sivrihisar merkezli "Türk Çoban Köpeklerini koruma, araştırma, geliştirme ve tanıtma derneklerinin kuruluşuna öncü oldu. Amacı, dünyadaki tüm Kangal, Karabaş, Akbaş ve Anadolu çoban köpekleri derneklerini bir federasyon altında toplamaktır. 2002 yılında Kangal ilçesinin onursal hemşehriliği ile onurlandırıldı. 2005 yılında Kangal ve 2010 yılında Akbaş etkinliğine onursal başkan seçildi. "Bozkırın Gözcüsü Kangal" adlı kitabı (Kültür Bakanlığı yayını), "Türk Çoban Köpeği KANGAL", "Türk Çoban Köpeği AKBAŞ" ve "Türk izci Köpeği ZAĞAR" kitapları yayınlandı. "Türk Güreş Devesi ANADOLU TÜLÜ'sü" ve "Kangallarla Elli Yıl" tanımlı öykü kitapları yayına hazırlanıyor.

Yazarın diğer makaleleri



Bu sayfaya link ver !

0 yorum:

Bu sayfada bir iz bırakın, yorum yapın !